1 / 13

Yonca Karakaş


Yonca bize biraz kendini anlatır mısın? 

Çok kalabalık bir ailede yaşadım; 7 çocuklu bir ailenin ortanca çocuğuyum. Sadece kardeşlerimle değil kalabalık bir kuzen ordusuyla da birlikte büyüdük. Bir evde her zaman en az 10 çocuk toplanır sürekli oyun oynardık. İşte bu yüzden pek fazla arkadaşa ihtiyacım olmadı. 

Liseden mezun olduktan sonra genetik mühendisliği okumayı çok istedim çünkü klonlama çok ilgimi çekmişti. Ama o okula girmem gereken puanı yapmak için kendimi çok zorlayacağımı düşününce bundan vazgeçtim. Kendimi zorlamayı sevmiyorum, bu genetik bir durum. Ve çok sevdiğim sinema… Bana göre sinema bu hayata verilen mükemmel bir hediye, paralel evren gibi bir şey. İşte tam da bu yüzden okuduğum üniversiteye video okumak için girsemde bir süre sonra kendimi fotoğraf çekerken buldum. Başlarda çok sıkılsam da zamanla bu durumu sevmeye başladım çünkü bunun içine kurgu ekleyebileceğimi farkettim şu anda da kendi kurgularımı yapıyorum. Mekanı kendim belirliyor ve tasarlıyorum. Modellerin giysilerini, saçlarını ve makyajlarını yine ben tasarlayıp yapıyorum. 

Genel olarak asosyal sınıfına giriyorum. Alkol almayan, sigara içmeyen ve arkadaşlarıyla buluşmaktan sıkılan biriyim. Zaten en yakın arkadaşımla evliyim. The Rahşan ve Bülent çifti olarak asosyal hayatımızın tadını çıkarıyoruz. O dünyanın en temiz insanı… 

Tüm bunların dışında baktığım her yerde bir fotoğraf görüyorum, tanımadığım insanları uzun uzun incelerken buluyorum kendimi… Çünkü o esnada hemen yanlarına birşeyler ekliyorum, saçlarını yada kıyafetlerini değiştiriyorum. Bazen bunu yaparken gerçekten yoruluyorum ve sıkılıyorum. Beynimizde takıntıya dair bir düğme varsa onu bulup kapamayı çok isterdim. 

Ailem beni Vikinglerlerdeki Vicky'e benzetiyor. Ortadan ayrılmış düz sarı saçlarımla etrafta sürekli "Bir fikrim var!" diye dolaşıyorum. Geçen gün annem bana şöyle bir cümle kurdu. "Dayın banyoya girip tam 3 saat banyo yapıyor ve ordan çıkmayı bilmiyor sen de fotoğrafın içine girdin ve çıkmıyorsun" Takıntılı olmam genetikmiş, rahatladım :)
2 / 13
3 / 13
4 / 13

Yonca Karakaş


Fotoğraf hangi noktada hayatına girdi? Çocukken de barbie bebeklerine kıyafet diker miydin?

Fotoğrafın hayatıma hangi noktada girdiğini anlattım. Barbie bebeklere gelince onlara kıyafet dikip dikmediğimi hatırlamıyorum ama eklem yerlerinden bıçakla kesip içinde kemik yerine geçen plastiği gördüğümü hayal ediyorum… Barbie bebeklerin dizlerini bükebilmeleri hep hoşuma gitti. Çok sevdiğim şeylerden biri de 17 yaşımdayken (gerçek bir ergen) Barbie ve Ken'i soyduktan sonra ekstrem pozisyonlara sokarak evin herhangi bir yerine yerleştirip evdekilerden gelen tepkiyi izlemekti. Büyük ablamın gülme ve kızma arasında ki tepkileri süperdi… Ve içten gelen bir kelime "Gerizekalı!" :) 

İlhamı neyden alıyorsun değil ama çizgifilmler, cosmos… 

Erken uyanıp çizgi film izlemek hoşuma gidiyor, bana huzur veriyor. Bitince yüzümde aptal bir gülümseme ile kalıyorum. Bunun dışında bilim ile ilgili herşey ilgimi çekiyor. Elimden geldiğince bununla ilgili her şeyi takip etmeye çalışıyorum. 

Bulunduğumuz evren aslında bildiğimiz evrenden çok daha farklı biraz içine girip bazı şeyleri araştırınca (kuantum mekaniği yada rölativite) zihin de gercekten evren gibi genişliyor. Makrodan mikroya herşeyin içiçe olduğu ve kendi kurallarını izlediği müthiş bir sistem (bu cümleden sonra Allah Allah diyip takla attı). Teorik fizikten anladığımı söyleyemem ama diğer yöntemlerle (belgesel, kitaplar, dergiler vs) bu bilgiyi edindiğimde ego yada kibirin anlamsızlığına dair güçlü ve sert duygular gelişiyor içimde. Çünkü egoya tahammül edemiyorum bu sadece aptallık!
5 / 13
6 / 13

Yonca Karakaş


Çekimlerini instagramdan sergiliyorsun. Her bir seri İstanbul dergilerinden mutlaka birinde çıkıyor. Neler düşünüyorsun? Hedeflerin neler? 

Aslında amacının dışında kullanıyorum instagramı. Kendime yabancılaştığımı hissettiğim için içinde benim olduğum kareleri paylaşmayı sevmiyorum. Bana benzeyen bir başkasını izliyorum sanki bu çok rahatsız edici. O yüzden ne olduğumu göstermeye çalışan fotoğraflardansa ne yaptığımı göstermeye çalışan fotoğrafları burada paylaşmayı tercih ediyorum. Bu zaten ne olduğumun en açık hali oluyor. 

Fotoğraflarımın dergilerde çıkması beni mutlu ediyor, kendimi iyi hissediyorum. Bilmiyorum bu bir hedef mi yoksa hayal mi? Yeşil bir alanda beyaz bir bina düşünüyorum tek kat üzerine inşaa edilmiş büyük camları olan gündüz ışığı alan bir stüdyo. Bunu çok istiyorum işte. 

Fotoğrafların her zaman durağan bir yapıda. Bunun bir sebebi var mı? 

Bunu neden yaptığımı ben de bilmiyorum ama stabil durumları seviyorum. Paris Texas filminin açılış sahnesinde uzun uzun yürüyen Travis'in suratındaki o stabil görüntü onunla ilgili hiçbir bilgi vermiyor bize. Durağan, uzun bir sahne, bir adam sadece yürüyor ama kim olduğunu ya da nerden geldiğini bilmiyoruz . Sadece merak. Bu hoşuma gidiyor ve sonuç olarak fotoğrafın kendisi zaten stabil değil mi? 

0.5 mi 0.7 mi? 0.5 

Takip ettiğin ilham veren kişiler ya da hesaplar? 

V-e-l-l-u-m.tumblr.com ve Kein Mag 
7 / 13

Yonca Karakaş


Dünyanın neresinde yaşamak isterdin? 

Sıcak olmayan her yerde yaşayabilirim ne de olsa evden çıkmayacağım. 

Bu aralar diline dolanan şarkı? 

Genelde şarkıların sözlerini değiştirip pis şarkılar yazarım ama bunu burda yazmayacagım. :) Sadece bu aralar sürekli dinlediğim şarkıyı söyleyebilirim: Gülden Karaböcek, Otel Odaları (gercek bir renk bilgisi ve betimleme sanatı) Saka şaka... Woodkid - Iron dönem dönem dinliyorum. 

Kahven sütlü mü sade mi? Kahve yada çayla pek aram yok sanırım ben daha çok kahveli süt içiyorum. 

Dünyanın/insanlığın sonu için bir senaryon var mı? 

Bir senaryom yok ama rüyam var bununla ilgili. Sık sık gördüğüm bir rüya… Sular altında kaldığımızı görüyorum; büyük seslerle gelen sular... Sonra büyük bir sessizlik ve sular geri çekildiğinde kimsenin ölmediğini sadece yeryüzünün iyileştiğini görüyorum.
8 / 13
9 / 13
10 / 13
11 / 13
12 / 13




Yonca Karakaş

Burcu Kuru

Art Direction - Styling: Yonca Karakaş

Golden Generation Model: 
Serhat Sarcan 
Naz Özturna




Other Posts
Minval - Çağla Çağlar
Destino by Salvador Dali & Walt Disney
Murat Palta
Architecture in Cinema
Harem Bath (Duygu - Begüm Öztürk)
Bethany Vargas - Pushpull
13 / 13
keinmag@gmail.com
Kullanım Koşulları:

www.keinmag.com tarafından üretilmiş fotoğraf, resim, video ve benzerleri kullanım ve içerik hakları saklıdır. Site içerisinde kulanılan, herhangi birine ait içeriğin hakları sahiplerine aittir.



Terms of Use


All online content of www.keinmag.com (including all images, videos and other visuals) of the website cannot be used without the permission of the authors, artists and photographers noted.