1 / 9

Kerem Ozan Bayraktar


Kimdir Kerem Ozan Bayraktar? Biraz anlatır mısın?
Marmara Üniversitesi'nde resim okuyorum kendimi bildim bileli daha da okuyacağım sanırım. Şu an sanatta yeterlik tezi yazıyorum sanat ve sistem kuramı üzerine. Kadıköy'de atölyem var ve vaktimin büyük kısmı orada bilgisayar başında geçiyor. İşlerimin büyük bölümü dijital. Zaman zaman nesneler, metin ve ses ile de çalışıyorum. Okuyup yazmaya çok vakit harcıyorum. Felsefeyi ve doğa bilimlerini çok seviyorum, mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Bitkiler ile uğraşıyorum bir süredir, atölyemin bir bölümünü onlara ayırdım. Boş vakitlerde seyahat ederim, sık sık belgesel izlerim, bir de bir tane arkadaşım var tarihçi, onun anlattıklarını dinliyorum hayretle.

Seni ilk olarak çektiğin Weight isimli kısa filmle tanıdım. Biraz bahsedebilir misin o filmden?
O aslında ilk kısa filmim. Film denir mi onu da bilmiyorum zaman örgüsü yok pek daha çok ardışık resimler gibi. İsviçre'ye sanatçı misafiri programına gittiğimde yeni birşeyler denemek istedim. Film kısaca bir kaybın ardından kendini, kendince iyileştirmeye çalışan bir çocuğun eylemlerini biraz sembolik bir dille anlatıyor. Benim için daha sonra çekmek istediğim filmler için hem teknik hem kuramsal açıdan iyi bir deneyim oldu. 
2 / 9

Kerem Ozan Bayraktar


Music Video for a Requiem'i bilinen video sitelerine yüklemekte sıkıntı yaşadın, neden?
Telif hakkından ötürü oldu. Kullandığım şarkıdan dolayı. Videoyu porno film sitesine yükledim aslında ilk etapta. Öncelikle içeriğinden dolayı, çünkü ölümü göstermek bence pornografik ayrıca pornografi de cinsellik ya da tutkunun illüzyonunu sunuyor. Bir de imgelerin dolaşıma girmesine dair bir deneme yapmak istiyordum uzun süredir bu video iyi bir adaydı bunun için. Örneğin sanatçıların videolarını Youtube'a değil de Vimeo'ya yüklemeleri gibi komik ayrımları da biraz görünür kılmak istedim. Bir de video şifreliydi bu yüzden bir çok izleyiciyi kasıtlı olarak siteye üye olmak zorunda bıraktım. En çok sanatçılar üye oldu. 

Peki nereden çıktı Requiem'in fikri?
Weight'den sonra yitme fikri daha da ağır bastı. Ağıt videosu yapmak istedim ve bilgisayarda üç boyutlu olarak tasarlamaya başladım şu ankinin aynısı gibi. İnanması güç bir tesadüf oldu sonra. Eve dönerken yerde can çekişen bir arı buldum. Lolipopa tutundu ve hemen atölyeye çıkarıp çekim yaptım. Ben sanal olarak tasarlarken gerçeğini bulmak sonra arının benim tasarımımda olduğu gibi lolipopun üzerinde gerçekten can vermesi beni sarstı da oldukça.
Arının lolipopa doğal bir şey gibi kanması sonra oraya yapışıp kalması ve sonunda yaşamını yitirmesi aslında aşk, tutku ve saplantıya dair oldukça direkt bulduğum bir yorumlama. Buradaki tutku sadece bedensel ve duygusal ile sınırlı kalmıyor. Bugün herşey öyle bana kalırsa. Belki de o illüzyonu olduğu gibi kabul etmek daha sağlıklıdır. Yani "neyse o" diyebilmek, o zaman bu kadar hastalıklı gözükmezdi gözümüze. Daha açık ifade etmek gerekirse, hayatı görünümlerin ardında ulaşılması imkansız bir anlam üzerinden inşa etmezsek. Gerçi çoğu insan buna zaten takılmıyor.


Kerem Ozan Bayraktar


"Music video for a requiem"


3 / 9

Kerem Ozan Bayraktar


Çürümüş elmalar, çöpler, minik hayvanlar... Ne ifade ediyorlar senin için?
Çürüme, eskime ve ölüme ya da birşeylerin bitmesine karşı koyma çabamız genel olarak ilgimi çeken bir konu aslında. O filmde bu durum biraz şiddetlenerek bedeni kurtların yemesi gibi sert bir hal almaya başladı. Fiziğin kurallarının duygularımızla neredeyse hiç örtüşmemesi edebi açıdan zengin bir alan. Bu duyguların zaman ve mekan ile ele alındığında bir gerilime yol açmasına neden oluyor. Sinemanın zamanı kurgulayabilme olanağı, onu bu durumu anlatmak için güzel bir medyum kılıyor.

Üstelik de sanki dünyanın en güzel şeyleriymiş gibi gösteriyorsun onları?
Zeynep Sayın bir dersinde tutkudan bahsederken ahtapot örneğini vermişti. Suyun içindeki o heybetli ve güzel yaratığı, suyun dışına çıkardığımızda sümük gibi oluyor çünkü suda bulanık görüyoruz. Zizek'in aşık olduğumuzda yamuk baktığımızı söylemesi de aynı şey. Senin de dediğin gibi, en güzel şeylermiş gibi... İnsanların bu türden duyguları anlatmak için sanatı seçmiş olması tesadüf değil. Kimilerine göre sanatın içinde gözbağcılık var.  
4 / 9
5 / 9

Kerem Ozan Bayraktar


"Girl with Airplane" (bir önceki sayfada ve sağda) serisi akla Dogtooth filmini getiriyor...
Dogtooth'u çok severim. Oyunun içinde oyun olma hali, kurgunun tamamen gözle görünür olması ve sınırları çizili bir sistem fikri işlerimde mevcut. Tıpkı oyunlarda olduğu gibi figürler, onların davranışları, sınırlar, kurallar var. Bazen bunları birbirleriyle de eşliyorum. Yani bir çalışma birden çok çalışmayla ilişkili olarak kurgulanıyor. Makine yapmak gibi sanki... ama imgelerle çalışıyor.

Senin işlerin insanlara ne versin - ne düşündürsün istiyorsun?
Şunu versin diyemem, herkes kendi sözlüğünden düşünüyor. İzleyici ile daha çok duyumsama noktasında iletişim kuruyoruz. Bunu tarif etmelerini istemiyorum. Bu mistik bir durum değil ama bana göre duyumsama da çözümlenebilir ve kurgulanabilir bir olgu benim açımdan.

Birçok sergin olmuş bugüne kadar ama en çok dikkat çeken İskandinavya - Focus: Turkey sergisi. Nasıl orada türk sanatçılara bakış?
Güzel bir seçkiydi ve Türk fotoğrafına dair iyi bir özet sunuyordu, tanıtıcı olmak bakımından. Herhangi bir önyargı ya da farklılık hissetmedim. Türk sanatçı olarak değil sanatçı olarak diyaloglar kurduk hep buluşmalarımızda da. 
6 / 9

Kerem Ozan Bayraktar


Senin en içine sinen sergi hangiydi peki?
PG Art'da 2011'da gerçekleştirdiğim 'Stasis' (solda) isimli sergi. Bugün geriye baktığımda tüm işleri iyi buluyorum. Tutarlı bir dili vardı ve olması gerektiği kadar konuşuyordu.

Nelerden ilham alırsın? Neler sana asla ilham vermez?
Bir arkadaşım beni tariflemek için defterine şunları yazmıştı:
"Donan şeyler, beyaz şeyler, soğuk şeyler, motorlu şeyler, kaza yapmış şeyler, dönen şeyler, kanatlı şeyler, küflü şeyler, bazı kadınlar, bilgisayarlar, kitaplar, konteynırlar, pervaneler."
Sanatçılar için veri olamayacak bir şey düşünemiyorum o yüzden asla diyebileceğim hiçbir şey yok.

Senin playlistini dinliyor olsak, çalacak ilk 5 şarkı ne olur?
Şu an açıp baktığımda sırasıyla olanları yazıyorum:
Chairlift - Bruises
Vinico Caposella - Il paradizo dei calzini
Emilie Simon - Le vieil amant
Charlotte Gainsbourg - Anna
Francesco De Gregori - Pezzi di vetro


Son olarak, gelecek projeler?
Film çekmeye devam etmek istiyorum. Şu an botanik illüstrasyonları, kuşlar, kitaplıklar ve seramik fincanlar üzerine çeşitli taslaklarım var. Muhtemelen oralardan bir sergi çıkacaktır. Çok fazla animasyon olarak düşündüğüm eskizim var, onların bir kısmını üzerinde çalışıp hayatta geçirmeyi planlıyorum. Yaklaşık altı aydır sinema karesiymiş gibi gözüken altyazılı fotoğraflar çekmeye başladım var onları bir kitap haline getirme niyetim var. Bir de sadece listeler ve kelimelerden oluşan salt metinsel işlerimi bir ortamda sunmayı düşünüyorum. Bunların dışında henüz kesinleşmediği için söyleyemeceğim çok sevdiğim bir sanatçı arkadaşımla iki kişilik ortak bir proje ve bir grup sergisi üzerinde çalışıyoruz. 
7 / 9
8 / 9




Kerem Ozan Bayraktar

Burcu Kuru

Daha fazlası için:




Other Posts
Conversations
BLK SKN
Hanna Rédling - BÓBITA
Minval - Çağla Çağlar
Destino by Salvador Dali & Walt Disney
Murat Palta
9 / 9
keinmag@gmail.com
Kullanım Koşulları:

www.keinmag.com tarafından üretilmiş fotoğraf, resim, video ve benzerleri kullanım ve içerik hakları saklıdır. Site içerisinde kulanılan, herhangi birine ait içeriğin hakları sahiplerine aittir.



Terms of Use


All online content of www.keinmag.com (including all images, videos and other visuals) of the website cannot be used without the permission of the authors, artists and photographers noted.