Burcu Kuru

2001: A Space Odyssey

Sırf Stanley Kubrick filmi diye şöyle muhteşem böyle güzel gibi övgüler, o kadar derin ki içinden çıkılmıyor gibi asla anlaşılmayacak cümlelerden oluşan bir yazı okumayacaksınız. 

Kubrick'in olağanüstü yavaşlıktaki bu filmini biz görüntülerin hayattan hızlı aktığını görmeye alışmış neslin 'ah bayıldım', 'muhteşem bir film', 'ooo Kubrick' diye yorumlandığını daha önce görmüşsünüzdür. Ben filmi toplam bir buçuk günde bitirdim. Bu filmle beraber uzay gemilerinin aslında vızzz vızz diye ses çıkarmadığını, insanın kendi evriminden hiç ders edinmediğini öğrendim. Şaka bir yana, herkesin aksine bu yavaşlıktaki bir Kubrick filminin tadı nasıl çıkar bunu tartışacağız. Muhteşem tespitlerde bulunmayacağım. Rahat bir nefes alabilirsiniz.

Hazırsak başlayalım.

İnsanoğlu varoluşundan beri alet kullanmakta ve onu çeşitli şekillere sokmakta çok ileri gitmiştir. Filmin ilk sahnesinde insanoğlunun tüm evrim aşamaları bize, kullandığı ilk aleti uzaya fırlatılış - basit aletin uzay mekiğine dönüştürülüşü gibi milyonlarca yılı bu kadar kısa bir süreye sığdırarak tüm zamanların en iyi geçiş sahnesi ile gösterilir. Fırlatılan kemik yeni bir zamanın başlangıcını temsil eder. İnsan kullandığı aletleri o kadar geliştirmiştir ki en sonunda bununla uzaya (sıfır noktasına) bile çıkmıştır. 

1- İnsanoğlunun hikayesi. Karmaşa yok, karmaşa biziz, bizi bize anlatıyorlar.

Bu sahneden sonra her yerde karşımıza çıkacak olan siyah iki boyutlu taş, evrim geçiş görevi görmektedir. Bu taş, göründüğü ilk canlılarda muhteşem bir telaş ve korku yaratmışken ikinci kez aydaki yaşamda insanlığın gelişimini kontrol etmek üzere ortaya çıktığında alay konusu olmuştur. Ancak insan, henüz bebek olduğu gerçeğini unutmuştur. İşte burada taş, insanlığa yapılmış uyarıyı temsil eder.

2- İnsanın uzaya çıkışı ve kendini bir şey sanması durumu

İnsan uzayda yaşama sıfırdan başlamıştır. Tekrar bebektir. Mama yemeye, tuvalet eğitimi görmeye başlamıştır. Tuvaletin kapısında asılı Zero Gravity Toilet - Passengers Are Advised To Read Instructions Before Use başlıklı 10 maddelik tabelayı okumayan kalmamıştır. Keşke orasını da gösterselerdi.

3- Bilgisayar HAL - İnsana karşı insanın yarattığı (tanrı da denebilir)

Kubrick'in uzay trajedisi işte tam burada başlamaktadır. İnsana karşı insanın yarattığı alet. Aslında bana göre insanlığa bir nevi iltifat içeren ve uzunca anlatılan: Eğer insan isteseydi kendini çok daha fazla geliştirebilirdi (bugün tahmin edilebilenden daha fazla) fakat bunun yerine, ona bir şeyler yapmakta yardımcı olması gereken aleti geliştirdi ve en sonunda bu alet kendinden bile iyi çalıştı, kısmı. Ve alet insana savaş açar.

2001: A Space Odyssey


Ufak bir de not: Uzayda yavaş yavaş süzülürken geminin içerisinde Hal, insana karşı satranç oynamaktadır. Kendinden bezmiş ve oyalanmak için her şeyi yapmaya hazır insana, yaptığı hamle ile onu yendiğini söyler. Aslında yaptığı hamle hatalıdır ama insan bunun farkına varmaz. Hal, burada biraz sonra yapacağı daha büyük bir aldatmacanın (hatanın) sinyallerini vermiştir çünkü o artık bir bilgisayardan çok fazlasıdır ve bunaldığını gördüğü insanla alay etmekten ya da onu alt etmeye çalışmaktan geri durmayacaktır.

HAL: 'I'm affraid I can't do that. This conversation can serve no purpose anymore. Goodbye.' 

(Dave'in uzay gemisinin kapısını açmasını istediğinde bilgisayarın verdiği yanıt)

Biliyorum, Hal'ı herkes çok seviyor.

Ve sonuncu bölüm.

4- Jüpiter ve Sonsuzluğun Ötesi (başka boyutlara geçiş - ölüm)

Stanley Kubrick'in uzay macerasına, bir klasik olduğu ya da öyle kabullenildiği için değil, zamanın çok ilerisinde olduğundan bir başyapıt denebilir. Öyle ki filmin bazı sahnelerinde zaman-mekan-kişi-boyut-gibi kavramların içi tamamen boş. Özellikle bu son bölümde her yeni sahne yeni bir sembol ve anlamla dolu anlamsızlıklardan oluşuyor. 

Son sahnedeki dekor gerçek bir 'sahne'dir. Varılacak son sahneyi temsil eder. Hiçliği görmekteyiz. Ölümün sahnesi de denebilir. Yaşlı adam son yemek için masaya oturur, şarap bardağı kırılır ancak içindeki yok olmaz. Beden - bilinç sembollemelerini görmekteyiz. Bardağın kırılmasıyla birlikte beden yok olur ancak bilinç ölümsüzdür o yüzden şarap yok olmaz. Salt bilinç Star Child'a dönüşür. 

Kubrick'in filmlerindeki perspektif benzerlikleri, görsel oyunları ve kenarda köşede kalmış mesajları bulmaya - anlamaya çalışmak da filmlerini (ya da A Space Odyssey'i) seyretmenin başka bir keyifli yolu olabilir. 

68 yılından 2001 yılını anlatırken yapılan bir takım FAZLAlıkları ve gemideki her şey uçuşurken fincana dökülebilen kahveleri görmek de cabası. Tabi Kubrick, yer çekimsiz ortama dayanıklı kahve ürettiyse o ayrı.

Son olarak kapanış sahnesindeki Yıldız Çocuk'un tek gözünü ilüminatici Kubrick abimizin hepimize attığı "hadi çöz bakalım çözebilirsen" bakışı olarak üzerimize alınabilir, eş dostla şöyle bir ilüminati sohbeti yapmak üzere filmi kapatabiliriz.

İyi seyirler!




1 / 14
2 / 14
3 / 14
4 / 14
5 / 14
6 / 14
7 / 14
8 / 14
9 / 14
10 / 14
11 / 14
12 / 14
13 / 14




2001: A Space Odyssey

Burcu Kuru

Yönetmen: Stanley Kubrick





Other Posts
Murat Palta
Architecture in Cinema
Harem Bath (Duygu - Begüm Öztürk)
Bethany Vargas - Pushpull
Melisa King
Kitchen
14 / 14
keinmag@gmail.com
Kullanım Koşulları:

www.keinmag.com tarafından üretilmiş fotoğraf, resim, video ve benzerleri kullanım ve içerik hakları saklıdır. Site içerisinde kulanılan, herhangi birine ait içeriğin hakları sahiplerine aittir.



Terms of Use


All online content of www.keinmag.com (including all images, videos and other visuals) of the website cannot be used without the permission of the authors, artists and photographers noted.